Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/islamderya/domains/islamderyasi.com/public_html/backend.php:3) in /home/islamderya/domains/islamderyasi.com/public_html/backend.php on line 29
islamderyasi http://www.islamderyasi.com islamderyasi.com en-tr Ýnþirah... http://www.islamderyasi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=23 Ýnþirah “Döndüðünde yataðýn dahi soðumamýþ olacak!” Zifiri karanlýk bir yerdeyim. Bütün bilgim gören bir insanýn ellerinin duyarlýlýðýyla sýnýrlý. Kimse yok, kimse olmadýðý için korku da yok. En çok yalnýzken güvendedir insan. Bunu öðrendim yaþadýðým yerde. Kalabalýklardan sakýnmak gerekir: çünkü kalabalýklar “duyarsýzdýr”. Kendinden uzaklaþtýkça onlardan olduðunu zannedersin; ama bir kerecik konuþarak yürümek yeter aralarýnda, onlardan olmadýðýný anlamak için. “Kalabalýklar konuþmaz; çünkü düþünmezler.” Beni buraya getiren ses kalbime indiriyor cümlelerini. Düþünmek… Yýðýn halinde bir “markanýn” peþinden giderken beni durduran þey “düþünmek”, ufak sorgulayýþla hep geride býrakmak adýmlarýmý, sonuç; dýþarýdan bakýlýnca umutsuz bir yalnýzlýða gömülmek, ama içinde ta derinliklerinde aslýnda yalnýz olmadýðýný ve asla olamayacaðýný hissetmek. Garip bir duygu. Kendi karanlýðýmdan açýyorum gözlerimi, çevrem daha bir aydýnlýk. “Düþündükçe nurlanacaksýn!” Hiç tanýmadýðým bir sese güveniyorum; oysa “güven” karanlýðýn metropole doðuþuyla kaybettiðim gölgem gibi. Sesleniyorum sese: “Tüm bilinmezliðine raðmen güveniyorum sana. Biliyorum ki kendi kendimizi küçük duruma düþürdüðümüz bir korku filmi oynamýyor burada. Loþluðun ürperti vermiyor. Aklým normal bir insanýn bu durumda korkmasý gerektiðini söylüyor; ama sen kalbime konuþuyorsun. “Kalp O’nun meskenidir.” “Ben tanýmýyorum O’nu.” “Habersiz de deðilsin!” Bir çýrpýda, þuursuzca söylediðim cümlelerden biri daha. Uzaklaþtýran ve batýran cümleler. Verilen cevapsa çok keskin. “Aramak zorunda olmadýðýný bul!” Bulunduðum yere çöküyorum. Sað elimi kalbimin üzerine koyup sol elimle yüzümü kapatýyor ve hayatýmda tanýdýðým tek “bulan insanýn” oturuþuna sýðýnýyorum. Onu kapý aralýðýndan gözler “La ilahe illallah” deyip ileri geri sallanmasýný seyrederdim. Sallandýkça sesi daha bir derinleþir sanki baþka mekânlardan gelirdi. Bittiði zaman yüzünde gülümsemeyle kalkardý seccadeden. “Ne yapýyorsun anneanne?” “Zikir çekiyorum yavrum.” “Zikir nedir?” “Sevdiðinin ismini sayýklamak!” Kimi sayýkladýðýný bilirdim de sýrf muziplik olsun diye “Dedemin ismini mi sayýklýyorsun?” diye sorardým. Kocaman bir “Tevbe estaðfirullah” çeker, sýrtýma hafifçe bir þaplak indirir, “Aklýn ermez böyle þeylere, sen git toprakla oyna bakalým” derdi. Ben de canýma minnet, eteklerimi sallaya sallaya bahçeye yönelir, kapýdan “Abdullah Abdullah” diye baðýrýrdým. Anneannemin mest giydiði için arkamdan atacaðý bir terliði yoktu. Onun tek katlý bahçeli evinde istediðim gibi “çocuk” olabilirdim. Ýkindiye kadar toprakla oynar, gâh kazar gâh kopardýðým otlarý yerine diker gâh topraktan pasta yapardým. Anneannem ben kirlendikçe mutlu olur, “Aferin, özünle ne güzel anlaþýyorsun” derdi. Gerçi ne demek istediðini anlayamazdým. “Allah, Âdem’i aldý þöyle bir güzel yoðurdu” der dururdu. Aklýma komþumuz Nebahat Teyze’nin hamur yoðurmasý gelirdi, gülerdim. Ben de “yaratýlmýþýn þekillendirilmesini” sembolik olarak canlandýrmak için topraktan adam, kadýn ve çocuk yapardým. Anneannem yaptýklarýma kýzar “Haydi bir de ruh üfle bakalým” derdi. “Ruh nedir anneanne?” Bekliyoruz...! http://www.islamderyasi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=22 BEKLÝYORUZ Dünya zulüm ve kederin eþiðinde. Ufuklar kap karanlýk bulutlarla yalnýz. Mal ve mülkün esaretinde kalmýþ insanlýk. Kýzlarýný diri diri topraða gömen babalardan, hayvani duygularýný tatmin etmeye çalýþan sözde efendiler eziyordu kölelerini. Ýnsanlarýn tümü çaresizliðin eþiðinde haykýrýyor, ufuklarý kaplamýþ siyahî bulutlara. Yýl beþ yüz yetmiþ bir. Aylardan nisan. Günlerden öyle bir gün deðil. Bir farkýndalýk var bugünde. Bir ayrýcalýk var. Bu gün güneþ bir baþka doðuyor ufuktan. Karanlýk olan her köþe aydýnlanýyor sevgilinin nurundan. Bu gün; gün deðil bir gül doðdu aslýnda ufuktan. Öyle bir gül ki, güller bile soldu o gülün ýþýðýndan. Maþuklar aþýðýndan, analar yavrularýndan, sevdalýlar sevdasýndan vazgeçti onu görünce. Mecnunlar leylasýný unuttu, sevgiliyi ihmal edenlerin yürekleri tutuldu. Kâinat öyle bir gül koktu ki bugün, çirkeflikler bile vicdanýný arýndýrdý bu görkemli kokuyla. Bir sevgili doðdu bu gün yanan yüreklere. Önce canan diyen bir sevgili. Önce kendisine deðer verenleri baþýnýn üzerinde taþýyacak bir deðer doðdu. O hep sevgililerin en sevgilisi olacaktý solmuþ kalplerde. Tüm zamanlarýn en mükemmeli ve kâinatýn efendisiydi O. Melekler pervane oldu dünya semasýnda. Kutsadýlar dünya ve ahiret evinin merhametli misafirini. Putlar yüzüstü yýkýldý görkeminden. Ateþler söndü ýþýðýnýn bir damla huzmesinden. Kisranýn sarayýnýn sütunlarý yýkýldý heybet ve azametinden. Güzelliðini görünce ateþler söndü. Dünyaya teþrifinle, havai fiþekler patlatýrcasýna yeryüzüne indi yýldýzlar. Pýrýl pýrýl oldu simsiyah gök kubbe. Melekler sema tuttular evinin damýnda. Ýki cihanýn efendisi hoþ geldin. Ey dünyanýn özü, insanlarýn en kâmili. Ey yaratýlmýþlarýn sultaný, dermansýzlarýn dermaný, kimsesizlerin kimsesi; Banu cihan. Dünya onun ahlaki deðerleriyle yükseldi. Sevmeyi O öðretti. Aþka istikamet açýsýný O verdi. Sadece o açýnýn istikametinde yürüyenler erdi gerçek sevdanýn sýrrýna. “-Ýman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçekten iman etmiþ olmazsýnýz.” Buyurdu. Ýmanla sevmeyi ve yaþamayý yoðurarak güzellikler deryasýný sundu önümüze… Yaþamayý, yaþadýktan sonra ölmeyi, öldükten sonra dirilmeyi öðretti bizlere. Deðerlerin en üstünün canana ait olduðunu vurguladý yaþamý boyunca. Önce canan dedi hep. Ýnsan olmanýn ve insanca yaþamanýn, dost olmanýn ve dostça kalmanýn kurallarýný yeniden yazdý. Adeta bulunduðu mekâný gülistanlýða çevirdi. Kendisini istemeyen ve sevmeyene dahi iyi muameleyle karþýlýk vererek, kimsenin yapamayacaðý bir tavýr sergiledi. Sevgisi ýsýttý ve kuþattý tüm kalplerin en uç noktalarýný. Þimdi bizde ahir zamandayýz ey sevgili. Senin sevginle yanýp tutuþurken, yokluðun yürekleri kor bir alev gibi sarmýþken, öteler ötesinden sana sesleniyoruz. Çirkefliðin, her türlü haksýzlýklarýn arttýðý bir anda, pusulamýzýn ibresi þaþkýnlýðýmýzý gösterdiði bir anda sesleniyoruz sana. Gel ey sevgili. Susamýþ gönüllerimizi sulandýr kevserin damlalarýyla. Yanan yüreklere serinlik olsun geliþin. Senin teþrifinle son bulsun tüm sýðlýklar, baðnazlýklar, bayaðýlýklar ve tutarsýzlýklar. Kutlu doðumlarýnda saklý güllerin hep seni anlatýr bizlere. Ama artýk onlarda yetersiz, onlarda yersiz, onlarda sessiz… Bir sen varsýn hayatýmýzda. Senden baþka sýðýnýlacak bir liman var mý? Allah aþkýna. Nerelerdesin? Sensiz geçen her bir an her bir saniye… Bilmem ki niye? Vuslat yakýn olsun artýk. Ayrýlýklardan býktýk, usandýk. Bekliyoruz sultaným. Bekliyoruz hem de hiç kimseyiz beklemediðimiz kadar. Biliyoruz ki; sen bekleyenlerini bekletmezsin. Ya kendin gelir ya da yanýna alýrsýn. Alda yanýna yanan kalplerimiz, aþkýnla ýsýnsýn, kavrulsun, yansýn… “Gel ey Muhammed, bahardýr. Dudaklar ardýnda saklý âminlerimiz vardýr. Hacdan döner gibi gel, Miraçtan iner gibi gel, Bekliyoruz yýllardýr!” Hayatýnýzý o kutlu nebinin aþký aydýnlatsýn, ýþýtsýn ve ýsýtsýn. O’nun deðer yargýlarý pusulanýz olup þaþmaz bir yörüngeye oturtsun. Binlerce selam olsun kutlu nebiye… Yanýnda yürüyenlere ve ardýndan gidenlere… Murat TEKÝNALP Yüzünüz Hep Gülsün… Zeytin Aðacý http://www.islamderyasi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=21 Çiçeklerin açtýðý, serin de olsa güneþli sabahlarla uyanýlan, küçük yürüyüþler, bahçe yemekleri gibi mutluluk detaylarýnýn gerçekleþtirilebileceði bir dönemdir Nisan ayý… Ve þarkýlara, þiirlere, filmlere konu olan Nisan yaðmurlarýna alýþýktýr Rizeliler. Kutlu Doðum’un bereketinden midir bilinmez , ýþýklar içinde bir günü yaþýyordu Rize… Berrak, temiz, dumansýz… Neredeyse ýlýk, þýmartýp ýsýtan bir güneþin sürpriz sýcaklýðýný hissederek þehrin en uzun caddesinde süratlice ilerliyorum. Bu caddeler benim için hayallerle ve hatýralarla dolu. Hayalete dönüþmüþ hatýralar… Birçoðunun aksine hayaletlerden çekinmem, aksine severim onlarý. Artýk kaybetmiþ olduklarýma hala sahip olabilmemi, onlarla konuþabilmemi, onlarý özleyebilmemi saðlarlar. O kadar fazlalar ki… Bu caddeler hatýralarýmla dolu, buralarda gezinirken yýllar içinde ne çok insaný düþündüm. Birçoðu artýk ne bir hayal ne de bir hayalet… Yoklar. Kaybedince kaybetmiyorsun belki ama, bir gün unutursan, yüzünü hatýrlamazsan, adýný söylemek içinde bir kýpýrtý oluþturmazsa kaybedersin onlarý. Unutursan kaybedersin. Unutmak kaybettiriyor. Ama bence zor olsa da unutmamalý insan… Bu þehrin caddelerinde bundan tam yirmi yýl önce boynuma kementle astýðým iki yüz altmýþ gazeteyi sabahýn kör saatinde abonelere daðýttýðýmý ve sonrasýnda kan ter içinde okuldaki derslere yetiþmeye çalýþtýðým günleri hatýrlýyorum. Ve Orta Okul yýllarýmý, öðle paydosunda genellikle yediðimiz ve bir daha ayný lezzeti alamayacaðýma kesin kanaat getirdiðim ekmek arasý domatesleri hatýrlýyorum. Kokusunu halen unutamadýðým hormonsuz, organik , kýzýl domatesleri… Þehrin göbeðindeki Orta Caminin tam karþýsýnda yer alan amele pazarýnýn giriþinde camekanlý yeþil el arabasýyla her sabah namazdan sonra tezgah açan ve yüzünden tebessüm hiç eksik olmayan börekçi Hacý Seyfullah amcayý hatýrlýyorum. Ýnternetin hayal bile edilmediði, özel televizyon kanallarýnýn henüz tam faaliyete geçmediði , sade fakat huzurlu geceleri hatýrlýyorum. Özlüyorum. Selamlaþmanýn menfaate dayalý olmadýðý ve ‘’güven’’ duygusunun ‘’aldatma’’ kavramýyla bu günkü kadar bütünleþmediði ahlaki yapýyý özlüyorum. Çok deðil, yirmi yýl öncesini düþlüyorum… Bu günü yaþadýkça dünü daha iyi anlýyor, zamanla deðiþimin faydasýndan çok zararýný fark ediyorum. Ve dünü deðil, bu günü unutmak istiyorum. Kaybetsem de yeniden o günleri yaþamak istiyorum. Kaybedince kaybetmiyorsun belki ama, bir gün unutursan, yüzünü hatýrlamazsan, adýný söylemek içinde bir kýpýrtý oluþturmazsa kaybediyorsun onlarý. Geçmiþi sadece tatlý veya acý bir hatýra olarak görmemeli insan; yaþadýklarýný, sofrasýnda ‘’maydanoz’’ deðil, ana ‘’mönü ‘’ yapmalý. Cadde boyunca hýzla yürümeye devam ederken güneþi kesen yüksek ve heybetli Kültür Sarayý’nýn gölgesindeki balýkçý dükkanýndan gelen müzik sesine kulak veriyorum. Her mevsim tezgahýndan balýk eksik olmayan ve tezgahtarlarýnýn çýðýrtkanlýðýyla caddeye hoþ bir harmoni oluþturan ayaðý çizmeli balýkçýlarý ilgiyle izliyorum. Kutlu Doðum haftasýnýn estirdiði o güzelim meltemi ta içerlerimde hissediyor, bilboardlarda asýlan o muhteþem Kutlu Doðum programlarýný takdirle izliyorum. Peygamberimi, aziz sahabi kadrosunu ve mücadelelerle dolu altmýþ üç yýlýný düþünüyorum. Ve salavat getiriyorum ona, þefaatçi olmasýný diliyorum. Ve ýþýklý bir Nisan gününde peygamber çiçekleri açarken elimde sýkýca kavradýðým bavulumla birlikte hýzlýca havalimanýna doðru ilerliyorum. Gidiyordum. Memleketimden sonra en çok sevdiðim þehir beni bekliyordu … Ýdeallerimin hayata geçeceðine inandýðým o kutlu þehir; Ýstanbul’un Anadolu’suna ya da Anadolu’nun Ýstanbul’una doðru koþuyordum. Çocukluðumdan beri eserlerini okuyarak hayraný olduðum ve Padiþahlarý ardýnca yürüten, Sultanlar Sultaný Aziz Mahmut Hüdai’ye komþu olacaktým. Mutluydum ve gitmeliydim… Niyetim birkaç zeytin aðacý dikmek ve beyaz güvercinler yetiþtirmekti. Bunun için gidiyordum. Ve dudaklarýmda ‘’sensin bize bizden yakýn’’ hüseyni ilahisiyle bu þehre veda ediyordum… Abdurrahman KARAL Üsküdar Barbaros Camii Ýmam Hatibi Yalnýzken, kimsin? http://www.islamderyasi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=20 Köylere yaya gidildiði zamanlarda, adamýn biri yolda yorulmuþ, heybesinden çýkardýðý karpuzun birini kesmiþ, yemiþ. Kabuklardan arta kalan kýrmýzý kýsýmlara bakýp, "Desinler ki bunu bir aða yemiþ." deyip, kabuklarý bir kenara býrakmýþ. Sonra yan gelip yatmýþ. Biraz sonra kalkýp, kabuklardaki kýrmýzý kýsýmlarý iyice kazýmýþ. Beyaz kabuklarý býrakýrken, kendi kendine söylenmiþ: "Desinler ki yanýnda bir de hizmetkârý varmýþ." Yorgunluk kolay çýkmaz. Aðacýn altýnda uzanmýþ kalmýþ. Bir de doðrulmuþ ki vakit epeyce ilerlemiþ. Bu arada terleyip susamýþ da... Yine kabuklara bakmýþ ve baþlamýþ yemeye... Hem yiyip hem söylenmiþ: "Desinler ki bir de eþeði varmýþ." Ýþte yalnýz kalan bir insan kendini üç þekilde deðerlendirmiþ. Buna benzer haller, her zaman herkesin baþýna gelebilir. Nasreddin Hoca bir gün arktan atlamýþ ve ayaðý çamura batmýþ. "Ah gençlik ah!" diye iç geçirmiþ. Etrafýna bakmýþ ki kimse yok, demiþ ki: "Gençken de atlasaydým, yine bu çamura batardým." Yalnýzken kendimize karþý samimi olabiliriz. Kendimizi daha iyi tahlil eder, "Ben buyum!" diyebiliriz. Baþkalarýyla birlikte iþlenen günah, yalnýzken insaný rahatsýz edebilir. Ýþte bu rahatsýzlýk duyuluyorsa, o insanda vicdan adýna bir þeyler vardýr. Aksi halde vicdan temizliði, meyhanenin temizliðinden farksýzdýr. Müslüman ise yalnýzken kendini yalnýz bilmemelidir. Saçlarýnýn, týrnaklarýnýn uzadýðýný düþünmeli, organlarýnýn çalýþmasýna kulak vermelidir. Kendisiyle yakinen meþgul olan birisinin olduðunu anlamalýdýr. Günahýný O'na itiraf etmeli, bir daha yapmamak üzere tövbe etmelidir. Þunu unutmamak lazým; bütün feryat ve figanlar, ruhun kabul etmediði hallerden doðar... Bana göre bugünkü Müslümanlar, mutlaka yalnýz kalmaya çalýþmalýdýr. Çünkü insan yalnýzken ne ise, neyle meþgul oluyorsa, nasýl düþünüyorsa, o insan odur! Yalnýzlýk, insanýn aynasýdýr. On sene uzlete çekilen Gazali'yi, Emir Sultan'ý düþünün. Ýki sene hücre hapsinde tek baþýna kalan Said Nursi... "Peygamberimiz dünyadan gitti, ben bu dünyada gezip tozamam." deyip bir maðaraya çekilen, senelerce o maðarada yaþayan Ahmed Yesevi hazretleri... Tabii o insanlarýn manevi makamlarý öyleydi. Bugün bir þahýs, imkâný ve vakti olduðu halde 24 saat evden çýkmasýn bakalým ne oluyor... Kendini cemiyetin tesirinden kurtarýp, Allah'ýn hâkimiyetine sokmaya çalýþmak, evvela kendine karþý samimi olup, kendi derdini teþhis etmek, tövbe neþteriyle, ibadet dermanýyla, ilim maharetiyle tedavi olmaya çalýþmak, kendini kurtarmaktýr. Ý.HEKÝMOÐLU Her kar tanesi, Allah'ýn gönderdiði bir mektuptur... http://www.islamderyasi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=19 Kar yaðýyor tane tane... Nakýþ nakýþ iþlenmiþ, biçim biçim süslenmiþ... Karlar, yüzlerce metreden gelir, hem de salýna salýna... Kim iþler bu taneleri? Kim süsler her yeri? Acaba ne diyor bu þekiller? Kim açacak bu perdeleri? Yaðmurlarýn dizginini elinde tutan, karýn dizginini de elinde tutuyor. Atýn dizginlerine sahip olan bir arabacý, arabasýný nasýl istediði yere sevk eder, aynen öyle de bulutlarý rüzgâr atýna bindiren, onun dizginini tutan, yükseliþ ve alçalýþ mesafelerini ayarlayan, bir de kar tanelerini hem tane tane yaðdýran, hem bunlarýn birbirine yapýþarak çýð gibi baþýmýza düþmesini önleyen, hem de düþen kar tanelerinin her birini süsleyen de, Sani-i Kerim olan Allah'týr... Kar yaðdýðý sýralarda siyah bir mukavva hazýrlayýnýz ve hazýrladýðýnýz bu mukavvayý karýn altýna uzatýnýz. Yaðan kar tanelerine büyüteçle bakýnýz. O zaman altý köþeli, sekiz köþeli kar taneleri göreceksiniz. Ayrýca bir genç kýzýn çeyizine iþleyeceði nakýþlarýn bu kar taneleri üzerinde bulunduðunu da göreceksiniz. Kar tanelerine ait yazý ve resimler mecmualarda bol bol yer alýyor; bir bakýn bakalým, Allah'ýn sanatý nasýlmýþ? Wilson A. Bentley 1885'te kar tanelerinin fotoðraflarýný çekmiþ. Bunun için elli sene soðuða ve çetin hava þartlarýna göðüs germiþ. En büyük problem, kar tanelerinin fotoðrafýný çekebilmek için, onlarýn kalýbýný almak... New York Üniversitesi Atmosferik Ýlimler Araþtýrma Merkezi Müdürü J. Schaefer bu iþi halletmiþti. Bulunan kimyevi maddelerle kar tanelerinin kalýplarý alýnýyor, mikroskop altýnda inceleniyor ve fotoðraflarý çekiliyor... Bentley 1931 yýlýnda 2000 kadar kar resmini hazýrlayýp, neþretmiþ. Sonuç: Hiçbir kar kristali birbirine benzememektedir! Yaðmakta olan kar tanelerini alýp inceledikçe yeni yeni þekiller görmek mümkün. 18 santimetrekarelik bir kar alanýnýn kalýnlýðý 25 santim ise burada bir milyondan fazla kar tanesinin olduðu düþünülürse ve bu kar tanelerinin de birbirine benzemediði hatýrlanýrsa, meselenin ciddiyeti kendiliðinden anlaþýlýr. Bu kadar kar tanesi ve bir o kadar þekil... Sanatkârý takdir etmemek elde deðil! Kar tanelerindeki nakýþlara bakýnca, bir dindar þahýs çýkýp, "Her kar tanesini yere indiren bir melek vardýr" dese, itiraz edemeyiz. Kar, bazen sulu sepken, bazen fýrtýnalý yaðar. Tipi, oldukça korku salar. Kurt, dumanlý havayý severmiþ. Fakirler, tipide donar. Fakat kýþýn soðuðu, fýrtýnasý, çatýk suratý ötesinde baharýn çiçekleri ve bereketi vardýr. Ý.Hekimoðlu Saatler Bu Gece Ýleri Alýnacak http://www.islamderyasi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=18 Gün ýþýðýndan daha fazla yararlanmak amacýyla her yýl yapýlan ileri saat (yaz saati) uygulamasý, 28 Mart Pazar günü baþlatýlacak. Resmi Gazete'nin bugünkü sayýsýnda yer alan Bakanlar Kurulu kararý uyarýnca, bütün yurtta saatler, 28 Mart Pazar günü saat 03.00'ten (Cumartesiyi pazara baðlayan gece) itibaren bir saat ileri alýnacak. Saatler, 31 Ekim 2010 Pazar günü saat 04.00'te geri alýnacak. Kudüs'te Ýsrasil'i izlemeyeceðiz. http://www.islamderyasi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=17 Libya'nýn Sirte kentinde gazetecilere zirveyle ilgili açýklama yapan Baþbakan Erdoðan, aðýrlýklý olarak Filistin üzerinde durdu. Erdoðan, Ýsrail'i hedef alan açýklamalarýnda 'Üzerimize düþeni yaparýz' dedi. Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan, Arap Birliði Zirvesi'nde Ýsrail'i hedef alan sözlerini, "Son dönemde Kudüs üzerinde oynanan oyunlara sessiz kalmamýz mümkün deðildir. Üzerimize düþen tarihi ve deðerlerimizden kaynaklanan görevi de þüphesiz ki yerine getirmek durumundayýz." þeklinde deðerlendirdi.Ü Baþbakan Erdoðan, Türkiye ile Arap Birliði arasýndaki diyalog mekanizmasýnýn gerçekleþtirilmesi için Dýþiþleri Bakanlýðý'nýn devreye gireceðini ifade etti. Öte yandan, Erdoðan, zirve kapsamýnda Suriye Devlet Baþkaný Beþþar Esad'ýn yaný sýra Katar Emiri Hammad bin Halife el Sani ve Somali Devlet Baþkaný Abdullah Yusuf Ahmed ile de bir araya geldi. (CÝHAN) Emeklilik Yaþý... http://www.islamderyasi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=16 Her insanýn hayalini kurduðu ve iþ hayatýndan sonraki yaþantýsýný rahat ve huzurlu geçirebilmesi için hayati önem taþýyan emeklilik isteði yaþ engeline takýlýyor. Yýllarca iþ hayatý geçirdikten sonra hayatýnýn geri kalan kýsmýný bir nebzede olsa huzur ve refah için geçirmek isteyen insanlarýn ekstra gelirleri yok ise emeklilik tek güvencesi oluyor. Emeklilik hakkýný kazanbilmek için gün eksiði olanlar bu açýðýný yýllarýn birikimi veya banka kredisi ile kapatmaya çalýþýyorlar. Krizde de ilk kesintiye gidilen veya durdurulan yine emekli maaþlarý oluyor. Böyle bir durum ile karþý karþýya kalan halk yýllarýn yorgunluðunun karþýlýðý olan emekli maaþlarýndaki bu tarz uygulamalara kayýtsýz kalmayýp tepkisini dile getiriyor. Geçtiðimiz günlerde komþu ülke Yunanistan'ýn yaþadýðý borç krizinden dolayý emeklilik yaþýný yükseltmesi ve kýsmi durdurmalara gitmesi Yunan halký tarafýndan protesto edilirken benzer bir durumda Avrupa'nýn diðer bir ülkesi olan Ýspanya'da yaþanmýþ Ýspanyol halký bu durumu sokaklara dökülerek protesto etmiþti. Türkiye'de ise halen emeklilik yaþý kadýnlarda 58, erkeklerde 60. Türkiye'de de emeklilik yaþýnýn yükseltilmesi gündeme gelmiþ ancak iþçi ve memur sendikalarýný tepkileri nedeniyle tasarý geçici olarak rafa kaldýrýlmýþtý. Ýzmir'de Baþörtüsü Skandalý.... http://www.islamderyasi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=15 CHP'li Ýzmir Büyükþehir Belediyesi, baþörtüsü yasaðýný geniþleten bir uygulamaya imza attý. Ýndirimli kart alamayan baþörtülü öðrenci, nedeni öðrenmek için attýðý maile bakýn nasýl bir cevap aldýi? CHP, kýlýk-kýyafet konusunda çeliþkili bir tutum sergiliyor. CHP'li kadýnlar hilafetin kaldýrýlýþ yýldönümünü Mersin'de çarþaf yýrtarak kutlamýþ, bunun üzerine genel baþkanlarý Deniz Baykal bu tavrý eleþtirmiþti. Baykal, hafta sonu Malatya il kongresinde yaptýðý konuþmada "CHP'lilerin, hiç kimsenin giyim-kuþamýna müdahale hakký yoktur. Herkes inancýnda, giyiminde özgürdür." diyerek kýlýk-kýyafet özgürlüðüne dikkat çekmiþti. Ancak CHP'li Ýzmir Büyükþehir Belediyesi, baþörtüsü yasaðýný geniþleten bir uygulamaya imza attý. Belediye otobüslerinden indirimli yararlanmayý saðlayan öðrenci ve öðretmen kartlarýna baþörtülü fotoðraf verenlerin baþvurusu kabul edilmiyor......... Depremde Kaybolaný GOOGLE Bulacak... http://www.islamderyasi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=14 Arama motoru Google, Þili'de meydana gelen 8,8 büyüklüðündeki depremden sonra yakýnlarýndan haber almak isteyenlere yardým etmek için geliþtirdiði programý internet kullanýcýlarýnýn hizmetine sundu. Depremde yakýnlarýný kaybedenlere yardým için geliþtirilen "Person Finder: Chile Earthquake" (Kiþi bulucu: Þili'deki deprem) isimli program Ýngilizce ve Ýspanyolca hizmet veriyor. Program sayesinde kayýp kiþinin adý yazýldýðýnda, bu kiþi hakkýnda, varsa, bilgi alýnabiliyor veya siteye girip kayýp kiþilerle ilgili bilgiler eklenebiliyor. Google, ayný programý 12 Ocak'ta Haiti'de meydana gelen depremin ardýndan da hizmete sunmuþtu. AA